5 Mart 2008 Çarşamba

İTİRAFLARIM

İTİRAFLARIM

Yazar: Leo Nikolayeviç TOLSTOY

YAZARIN HAYATI
28 Ağustos 1828 tarihinde, Moskova'nın güneyinde, asil bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gözlerini açtı. Tolstoy, çocukluk yıllarında ağabeyi Nikolay'ın etkisinde kalmış, gençliğe geçiş döneminde Rousseau'yu okumuş ve gençliğinde önce doğu dillerini öğrenmiş ve sonra tahsiline başlamıştır. İtiraflarım (İspoved) adlı bu eser bütün yaşadıklarının bir özeti gibidir. Tolstoy kendisini ve Allah'ı arayış macerası bütün ömrüne tekabül etmektedir. Ömrü boyunca anlaşılmadı. Etrafındakiler onu anlamadı. Karısı bile 82 yaşındaki bu ihtiyarı anlamadı. Yağışlı bir gecede evden kaçtı. Fakat yolda hastalandı. Yola devam edemedi. 7 Kasım 1910'da mütevazi bir tren istasyonunda hayata gözlerini yumdu. ünlü eserleri: Savaş ve Barış, Anna Karenina, İnancım Neden İbarettir, Sanat Nedir.,.
KONU
Leo N. Tolstoy, “İtiraflarım” adlı bu eserini 50 yaşında geçirdiği bir manevi krizden sonra ş.879'da yazmıştır. İlk defa, 1882'de
“Russkaja Myslj” adlı bir dergide yayınlanmıştır. Dergi hemen toplatılıp eserin basımı yasaklanmıştır. Yazar bu eserinde, 50 yaşında içine düştüğü krizi, bunu aşmak için gösterdiği çabaları, kurtuluş yolu arayışlarını ve bu arada geçirdiği fıkri, ahlaki ve dini gelişmeleri i1e bu krizden nasıl kurtulduğunu anlatır.
Tolstoy, gençliğinde başta Voltaire ve J. J. Russo olmak üzere 18. W “Aydınlanma düşünürleri” `nin dışında dinin etkisinde kalır. Bu etkiler altında O, akıl ve gerçeklikle çelişen Hıristiyanlık inancından uzaklaşır ve “İnsanlık tarihinde daima iyiye giden bir ilerleme olduğu” fikrine bağlanır. Fakat bu inanç uzun sürmez. Şüpheler başgösterir. Özellikle iki olay, onun bir batıl itikat derecesine bağlı bulunduğu ilerleme görüşünü sarsar: Birisi, Paris'te giyotinle yapılan bir idam infazı sahnesini görmesi; diğeride en sevdiği kardeşinin vereme tutulup çaresizlik içinde ölmesidir. Tolstoy bütün bunlara kalbiyle isyan eder. Sonucunda ölümün yer aldığı bu hayatın anlamının ne olduğunu sorar kendi kendine. Hayatının anlamını aramaya koyulur. İlk önce bunu bilimlerde bulacağını ümit eder. Bilimler bu soruya tatmin edici bir cevap vermezler. Felsefelerde arar. Büyük bilgelerin görüşlerini inceler. Ne ki, Buda, Hz. Süleyman, Sokrates ve Schopenhauer onun içine düştüğü pessmizmi azaltacağı yerde daha da güçlendirirler.
Tolstoy kendini bir uçurumun başında görür. çünkü en temel soruya cevap alamamaktadır: Hayatın anlamı nedir? İnsana yaşama gücü veren şey nedir? Dinleri inceler. Hıristiyanlığın üçlü tanrısını, vaftiz ve ekmek-şarap ayinindeki akla zıt olan tüm doğmalarını saçma bulur. Hatta hıristiyan kilisesinin savaş tahrikçiliği yapmasını, ölüm cezasını desteklemesini ve diğer dinden olanlara karşı hoşgörüsüz tutumunu iğrenç bulur. Bunlardan tiksinir. Böylece Hıristiyanlığın bütün inanç öğretileri reddeder.
En sonunda; çalışan, basit halk tabakasının hayatını inceler. Görür ki, toprağını ekip biçen, kendi alın teriyle geçinen, tabiata uygun bir hayat süren halk tabakası hiç bir şeyden şikayet etmeden sade bir hayat sürmekte, tam bir teslimiyet içinde yaşamakta ve huzur içinde ölmekteler. Tolstoy, aradığı şeyi halkın bu sade inancında bulur. Artık O'na göre hayatın anlamı inançtadır.
Tolstoy, esası sevgi ve aşka dayalı basit ve sade inanç yoluyla, içine düştüğü manevi krizden kurtulur. Hıristiyanlığın bütün inanç doğmalarını ve törelerini reddederek, sadece sevgiye dayılı ahlak öğretisini benimser. Hayatını sonuna kadarda, Kilise Hıristiyanlığından ayrı yeni bir dini va'z etmeye koyulur.
Tolstoy, bu yeni din görüşünün inanç esaslarını 1883'te yazdığı
“İnancım Neden İbarettir?” adlı eserinde şu beş noktada toplar:
- Öfkelenmeyeceksin,
- Zina etmeyeceksin,
- Yalan söylemeyeceksin,
- Kötülüğe kötülükle karşı koymayacaksın,
- Kimseye düşman olmayacaksın.
Dini, yalın bir ahlak öğretisine indiren Tolstoy radikal bir ahlakçılığa ulaşır. Yas yana Polyana'daki çiftliğinde bir köylü ve işçi gibi yaşamaya başlar, et yemeyi ve keyif verici maddeleri içmeyi bırakır. Savaş ve askerliğe karşı gelir, mal ve mülksüzlüğü va'z eder; devlet ve kiliseyi baskı aracı oldukları için reddeder.
Tolstoy'un sesi yalnızca Rusya'da değil, bütün dünyada duyulur. Her yerde, Tolstoy örneğine uygun yaşamak isteyen insanlar,
“Tolstoycu komün” ler kurarlar. Devlet ve kilise, Tolstoy'u en büyük düşmanları olarak görürler. 1901'de nitekim Kilise Tolstoy'u aforoz eder. Diğer taraftan Tolstoy'la karısının arasıda iyi değildir.
Nihayet bu yaşlı insan, zengin bir üretkenlik hayatından sonra evden kaçar. Amacı, Bulgaristan üzerinden Türkiye ye gelmektir. Fakat yolda hastalanır. 20 Kasım 1910 tarihinde Astopovo istasyonunda gözlerini hayata kapar.

Hiç yorum yok: